Diyar-ı Melet Türküleri

Necmi KIRAN

DİYAR-I MELET TÜRKÜLERİ

Dayanışmanın, yardımseverliğin, çalışkanlığın, üretkenliğin, vefanın, sağduyunun, okur-yazarlığın, aydın olmanın vb. daha birçok erdemin diyarıdır Mesudiye. Nam-ı diğer, melet. Bu vasıfların atmosferinde yaşam sürdürmek bugün için birçoğumuza lüks gelebilir. Evet, bu lüksü bugün yaşayan nadir bölgelerden biridir Mesudiye. Aslına bakılacak olunursa bu erdemlerin tümü ve daha fazlası cennet vatanımızın her köşesinin temel vasıflarıdır. (Maalesef, bu özelliklerimizi milletçe korumamız gerektiği bilincini, üzülerek belirtiyorum ki kaybediyoruz. Bu üzüntümüze sebep olan bazı emareleri, Mesudiye’de de görebilmekteyiz.)

 

Bu pozitif özelliklerin yansımalarını, sosyal yaşamın her evresinde görmek mümkündür. Dolayısıyla kültürel yaşamın içinde daha bariz görürüz. Kültürel yaşamın bir yansıması da türkülerimizdir. Türkülerimiz genellikle duru ve sade bir dille bizi bize anlatır. Dünü bugünde yaşatır. Mesudiye türkülerinde de bu özellikleri görmemiz mümkündür.

 

 

Örneğin, Mesudiyeli'nin gurbetçiliğinin geçmiş izlerini, Muzaffer Sarısözen’in İbrahim Tokluca’dan derlediği :

 

Gidemem Şiraz’a1 ben
Dayanamam naza ben
İnşallah kavuşurum
Gerdanı beyaza ben.

 

sözleriyle başlayan türküsünde görebilmekteyiz. Sevgilinin nazı, sevenini gurbetten vaz geçirmenin eşiğine kadar getirmiş. Ancak gurbete gidiş kaçınılmaz. Türkünün ikinci dörtlüğünde gurbete gidiş daha açık ifadelidir.

 

Giderim Şiraz üstü
Mendilim suya düştü
Mendilimi ararken
Meylim bir kıza düştü.

 

Her ne kadar türkünün hikâyesi meçhulse de, sözlerden çıkarımla bir gurbete gidiş ve bir sevdanın varlığını anlayabilmekteyiz. Benzer örnekleri artırabiliriz.

 

Bugün itibarı ile tespit edebildiğim, TRT repertuvarına girmiş 11(onbir) Mesudiye türküsü vardır. Bunların yanında özel derleme, TRT repertuvarına girmemiş daha birçok sözlü ve sözsüz ezgilerimiz vardır. (Bu konu bir başka yazımızda ele alınacaktır.)

 

TRT repertuvarına girmesine karşın, maalesef henüz seslendirilmemiş Mesudiye türküleri de bulunmaktadır. Bu ezgilerin içinde küçük yapılı, ilginç karakterli ezgilere de rastlanmaktadır. Ümit Tokcan’ın Ramazan Erbaş’tan derleyip, Nida Tüfekçi’nin notaya aldığı, “Cenikiden duttum darı” türküsünü buna bir örnek verebiliriz. Bu türkünün ezgi yapısının, asya ezgilerinden izler taşıdığını düşünmekteyim. Hüseyni makamı ile çargâh makamının karakterleri, basit ve ilginç bir şekilde sentezlenmiş. Sözleri mani yapısındadır. İçerik olarak, Mesudiyelinin Cenik (Ordu sahil) bölgesinin darısına (mısırına) verdiği önem vurgulanmıştır. Zirai ürünler açısından geçmişte Mesudiye’de, buğday ve arpa yetiştiriciliği hakim iken, Cenik’te ise mısır yetiştiriciliği hakimdi. Bu gün için bazı değişimlere rağmen, durum aynı sayılır. Dolayısı ile ulaşımın zor dönemlerinde bu alış verişler at, katır taşımacılığı ile olurdu. Türkünün diğer bir özelliği de çoğu zaman, kaynak kişinin herhangi bir enstrüman çalamamasından kaynaklanan, saz bölümleri ya da nakarat oluşturma maksatlı “terennüm” kullanılmasıdır. “Hop dini nam, dina nina nina nam” gibi, anlam ifadesi olmayan, buna karşılık okunan türküye, canlılık kazandıran bu sözlere ve benzerlerine Anadolu’nun farklı yerlerinde de rastlamaktayız. Bu terennümler, ortak kültürün bir parçasıdır. Hatta bu tür terennümlere şarkılarda, daha da ötesi tüm dünya müziklerinde rastlamak mümkündür.

 

Bu yazıda Mesudiye türkülerini teferruatla analiz etme gibi bir yaklaşımım yoktur. İlerleyen zaman da lokal incelemelerimizin de olacağını belirterek; Mesudiye’den derlenen türküler hakkında kısaca bazı değinme ve tespitlerde bulunup konumuzu tamamlayalım.

 

Mesudiye adına derlenmiş türküler içinde en tanınmış olanları şunlardır :

- Eminem Pazar mısın
Ekini Biçe Biçe
İki Durnam Gelmiş Yolda Yorulmuş
Ocağa Koydum Kazan

 

Diğer türküler maalesef halk deyimiyle, “gün görmemiştir.” Her ne sebep olursa olsun, bu türkülere can suyu vermek gerekir. Bu türkülerden birçok Mesudiyelinin haberdar olduğunu da zannetmiyorum. Yaşama olanağı olmayan ölür.

 

Bu hususta ilk kıvılcımı MESDEF çakmıştır. MESDEF yöneticilerinin talebi ile TRT repertuvarından ve diğer özel derlemelerden oluşan “Melet’in Türküsü” adlı bir CD albüm projesini hazırlamış durumdayım. Yalnızca stüdyosunu ve sahip çıkacak hemşerilerini beklemekte. MESDEF yöneticilerine, böyle bir projeye duyarlı yaklaşımlarından dolayı, projeyi hayata geçirmeleri karşılığında şimdiden teşekkür ederim. Geç de olsa burada biz Mesudiyeli sanatçılara ve maddi manevi destek verebilecek kültür sanat dostu Mesudiyeli hemşerilerimize iş düşmektedir. Mesudiyelinin tutkunluğu, burada da ortaya konmalıdır. Bu projenin ikinci ayağı, Mesudiye temalı nitelikli yeni bestelerden oluşturulma aşamasındadır. Yani Anonim türkülerden ve bestelerden oluşan iki “Meletin Türküsü” albümü, proje halindedir. Mesudiye’nin müzikal yapısına, kültürüne uygun bestelenmiş eserleri olan eser sahiplerinin, eserlerini, notası ya da ses kaydı yoluyla benimle paylaşmalarını arzu ederim. Bu anlamda üretimde bulunmanın, gelecekte Mesudiye kültürüne ve sanatına çok önemli katkı sağlayacağı inancımı paylaşmak isterim.

 

Bu yazının bilimsel bir iddiadan uzak, Mesudiye’nin kültür sanat yaşamına değinmeler olarak algılanması ricasıyla; tüm hemşerilerimizi, Mesudiye’yi, kültür ve sanatı ile de tanıtmaya destek vermeleri hususunda gayrete davet ediyorum.

 

Diyar-ı Melet
Ne güzel bir memleket...

Sevgi ve muhabbetle kalın ...


Necmi Kıran
Ankara Devlet THM Korosu Şefi 

 

[1] Şiraz, İran’ın Fars bölgesinin merkezinde bulunan tarihi ve turistik bir kenttir. Yüzyıllar boyunca kültür ve sanat kenti olarak anılmıştır. “İran'ın kültür başkent”dir. 'Şairler ve 'güller kenti olarak da anılır. Böylesine değerli vasıfları bulunduran Şiraz’la, Mesudiye’nin geçmiş bir bağlantısının olup olmadığını bu türküden aldığımız işaretle incelemek gerek. Türkünün konu realitesi tespit edilebilirse, Mesudiye’nin, kültür-sanat, sosyo-ekonomik yapısına olası etkileri incelenebilir.

 

Yorumlar (3)

Adnan KIRAN
Sn. Necmi Bey Mesudiye Türkülerinin daha profesyonel stüdyolarda siz değerli sanatçılarımızın süzgecinden geçerek Ordumuzun ünlü sesleri ve yöremizin değerli sanatçılarının seslendireceği bir CD albümünün Mesudiyemize yapılabilecek en büyük hizmetlerden birisi olarak görüyorum. İnşallah sizin sesinizi değerli iş adamlarımız ve kurum yetkililerimiz de duyarlar ve destek anlamında azami gayret sarf ederler. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.
Sebahattin KAYA
Öncelikle sanata ve sanatçıya Ordumuza ve Mesudiyemize yapmış olduğunuz bu kültür çalışmalarınızdan dolayı teşekkür ederim. Halkların medeniyetlerin büyük bir topluluk oldukları ve geçmişlerinin varlığı türküleri ile yaşattıklar örf ve geleneklerle belirlenir. sizlerde bu manada güzel çalışmalar yapıp Mesudiyemizin tarihine ışık tutmaktasınız. Teşekkürler......
Dursun Işık
Kendimi köyde ekin biçerken öğner başındaki kızlara uyularak söylenen ezgilerin içinde buldum.Ekini öğneri bize anımsatan değerli Kıran kardeşime minnetşükran duyğularımı ifade ederken çalışmalarında başarılar dilerim.

Yorum Yaz

Siz de yorum yapın
Adınız
Eposta
Yorumunuz
 
Başa Dön