Oğuz Karaduman

 

 

Mesudiye Melet Havzasında İnsanlık Tarihi Boyunca Yerleşim Süreci
 
Değerli Mesudiyeli hemşerilerim bu makalemde siz değerli okurlarıma Yüksek Lisans Proje konum olan Mesudiye yöresinde insanlık medeniyetinin oluşmaya başladığı karanlık çağlardan günümüze kadar geçen zamanın evrelerinden bahsedeceğim. 
 
Bahsi geçen Projemde Mesudiye’de asırlar boyunca gelişmiş olan insanlık medeniyetinden yaşandığı on binlerce sene boyunca avcı toplayıcılıkla başlayan insanlık medeniyetinin yerleşik hayata geçiş aşamalarını anlatmaya çalıştım. Günümüze kadar zorlu mücadelelere sahne olan insanlık tarihinin geçirdiği dönemlerden biri olan yerleşik hayatın başlamasıyla birlikte bilginin depolanması ve ileriki kuşaklara aktarılması sağlanmıştır. Bu durum on binlerce yıl boyunca kazanılan bilgi ve birikimlerin kuşaklar boyunca taşınmasına ve Sanayi Devriminin yaşanmasına zemin hazırlamıştır. Modern dünyada günümüzde yaşadığımız maddi manevi kültürel değerlerimizin tamamı on binlerce sene öncesinde bu günlerimize kadar edindiğimiz bilgi ve deneyimlerimizin bir sonucudur.
 
Bu çalışmamda Mesudiye yöresinde ilk çağlardan günümüze kadar yaşanan İnsanlık Medeniyetinden ve bu kültürün Anadolu Medeniyetine dolayısıyla insanlık Medeniyetine katkılarını anlatmaya çalıştım. Umarım yapmış olduğum bu proje çalışmam bölge de yaşanmış olan İnsanlık Tarihinin evrelerinin ilgili bilim dalları tarafından iyi analiz edilmesinde ve daha bilimsel yöntemlerle araştırılması yolunda öncü çalışmalardan birisi olur. 
Siz değerli okurlarımla proje çalışmamın sonuç kısmını orijinal haliyle paylaşmayı Mesudiye’de insanlık tarihinin evrelerini daha iyi anlamamız açısından önemli olduğuna inanmaktayım.     
 
İnsanoğlunun binlerce yıl önce avcı toplayıcı bir yaşantıdan yerleşik hayata geçmesiyle birlikte başlayan medenileşme süreci, taşlara şekil vermesiyle alet edevat yapma yeteneklerini kazanmasıyla ve en önemlisi aklını kullanarak bilgiyi depolama ve ileriki kuşaklara aktarma yeteneğini elde etmesiyle hızlanmıştır. Bu süreçte insanoğlu vahşi doğayla yaşam mücadelesi içerisine girmiştir. Medeniyete giden yolun şifrelerini birer ikişer yaşadığı olaylardan edindiği deneyimlerle kırmıştır. Karşılaştığı sorunların içinden akıl gücünü kullanarak çıkmayı başarmıştır. Günümüzde yaşanan modern zamanların teknik bilgi ve becerisinin doğmasına vesile olan yapıların temellerini atmıştır. İnsanoğlunun medeniyet yolculuğu devam etmektedir ve insanlık var olduğu sürece de bu yarış hiç bitmeden devam edecektir.
 
Arkeolojik araştırmalar gösteriyor ki, medeniyetin gelişimi ve giderek daha da yaygınlaşmasını insanların avcı toplayıcı alışkanlıklarını bırakarak yerleşik hayata geçmesiyle hızlanmıştır. Avcı toplayıcı bir yaşam süren insanlar daha çok beslenme ihtiyaçlarını karşılamakla meşgul oldukları için yüzbinlerce sene boyunca medeniyete katkı sağlamaktan uzak bir hayat sürmüşlerdir. 
 
İnsanlığın yerleşik hayata geçmesiyle beraber tarımsal faaliyetlere başlaması düzenli besin bulabilmesine imkân vermiştir. Belli bir mekânda kalması araştırma ve gözleme dayalı hesaplamalar yapmasına olanak vermiştir. Dünyanın hareketlerini inceleyerek mevsimlerin dönüşümünü anlamayı başarmıştır. İnsanın bu dönüşümü hesaplayabilmesi yaşam şartlarını kolaylaştırmıştır.    
 
Proje çalışmamızda Melet Havzasında insanlığın yerleşik hayata geçişiyle birlikte yaşamında meydana gelen değişiklikleri anlamaya çalıştık. Çalışmamızda elde ettiğimiz verilerden edindiğimiz bilgileri özetleyecek olursak;
 
Ev kaya mağarası Melet Havzasında karşılaştığımız en eski yerleşim alanıdır. Yüzey buluntularından anlaşıldığı üzere insanoğlunun avcı toplayıcılıkla yerleşik hayata geçiş sürecinde bir köprü konumunda olduğu anlaşılmaktadır. Ev kaya mağarasının doğal korunaklı yapısı kışın sert koşullarında insanların güvenli bir şekilde korunabileceği doğal bir mekândır. İçerisinde rahatlıkla yüzlerce kişinin barınabileceği bir yapıdır. Bu yapının hemen önünden doğal bir dere akmaktadır. Buda insanoğlunun en temel ihtiyacı olan suya ulaşımını kolaylaştırmaktadır. Ev kaya mağarası çevresinde ki ormanlardan bol miktarda yakacak odun elde etmekte mümkündür. Bölge yabani yiyecek kaynakları bakımından son derece bereketlidir. Bunlardan, yabani mantarlar, yabani yemişler, yabani otlar bol miktarda bulunmaktadır. Bölgede büyük ve küçükbaş av hayvanları da bol miktarda görülmektedir. Yine bölgede çok sayıda akarsuyun bulunması tatlı sularda balık avının yapılmasına imkân sağlamıştır. Bu bölgenin özellikle kırmızı benekli dağ alabalığı meşhurdur. Bu ürünler günümüzde de bölge halkı tarafından severek tüketilmektedir. Çalışmalarımızdan elde ettiğimiz bu bilgiler Melet Havzasında Ev kaya mağarasının insanoğlunun hayatta kalması ve yerleşik hayata geçmesinde önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Ev kaya mağarasının insanoğlu tarafından binlerce yıl boyunca kesintisiz olarak kullanıldığını düşünmekteyiz.  
 
Eski Taş- Yontma Taş, Neolitik, Kalkolitik, İlk Tunç ve İlk demir çağlarında insanoğlu Melet Havzasının yüksek platolarına yayılmaya ve çoğalmaya başladıkları dönemlerdir.   Seneler ilerledikçe höyük sayılarında aşırı bir artışın olduğu gözlenmektedir. Bu dönemlerin insanları geniş aile şeklinde elli ile üç yüz kişinin yaşadığı yerleşim alanlarında, çiftlik hayatı sürmektedirler. Meskenlerin kapı girişleri ve camları son derece küçük yapılmıştır. Bunun sebebinin soğuk hava şartlarından ve vahşi hayvan ve saldırılarından korunmak için olduğu düşünülmektedir. Bu yerleşim alanlarında yaptığım gözlemlere değinecek olursak höyüklerin kurulduğu yerler genellikle yüksek korunaklı alanlardır. Yerleşmeler kaynak sularına, derelere, ırmak kenarlarına yakın alanlara kurulmaktadır. Meskenlerin etrafında evcil hayvanlarının barınacağı ahır, ağıl gibi korunaklı yapılar gözlemlenmektedir. Yapıların yüzey bulgularından anlaşıldığı üzere tavşan, dağ keçisi, geyik, domuz gibi yaban hayvanlarının tüketimi sıklıkla yapılmıştır. Höyüklerde orak, tırpan gibi tarım aletlerinin kalıntılarının bulunması ve öğütme taşlarına sıklıkla rastlanması bölgede tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığını göstermektedir. Höyüklerde bulunan ağsak ve ağırlıklar tekstil ve dokuma işlerinde uzmanlaştırdığını göstermektedir. 
 
Melet havzası yerleşim alanları bir birlerine çok yakın aralıklarla düz platolara yayılmışlardır. Bu höyüklerde yaptığımız çalışmalardan elde ettiğimiz bilgilere göre her yerleşim alanının bir üretim faaliyetinde uzmanlaştığını göstermektedir. Müslüm sarıca köyünde bulunan Küllüce yerleşim alanında, seramikten kap, kaçak, çanak, tabak, tepsi gibi birçok malın imal edildiği görmekteyiz. Bu yerleşim alanında büyük imalat fırınların varlığı tespit edilmiştir.
 
Çardaklı köyünde bulunan Tepe tarla yerleşim alanında da yoğun miktarda maden cürufuna ve maden eritme potalarına rastlanmıştır. Bu yerleşim alanında bulunan kalıplara bakıldığında, mızrak, ok ucu, balta bıçak gibi savunma aletleri ve tırpan, orak, gibi tarım aletleri üretildiği gözlenmektedir.
 
Bölgede bulunan yerleşim alanlarının her birinin tarım hayvancılık, tekstil dokuma, dini idoller yapımı gibi değişik mesleklerde binlerce sene öncesinde uzmanlaşması ticaretin doğmasına ve gelişmesine zemin hazırlamıştır. Melet Havzası yerleşim alanlarında elde edilen bu artı ürünlerin satışının yapıldığı büyük bir pazar yerinin varlığının bulunması durumu kaçınılmazdır. Melet havzası yerleşim alanlarında bulunan değerli taşlar, deniz kabukluları ve küp şeklinde imal edilmiş küçük bronz kalıplar, bu bölgede binlerce sene öncesinde mal alımı ve satışında takas paralarının kullanıldığını ispatlamaktadır. Melet Havzası höyüklerde sıkça rastlanan deniz kabukluları, ve oksidiyen ve tunçtan imal edilmiş aletlerin yapılabilmesi için gereken cevherin o dönemde bulunabilmesi, Melet Havzasının Anadolu’nun diğer bölgeleriyle de ticaret alış verişi içinde olduğunu kanıtlamaktadır.    
 
Melet havzasında yerleşik hayatın, insanlık medeniyetine bir katkısı da din alanında olmuştur. Yerleşim alanlarında elde edilen, Boğa, geyik, ayı, kurt, tilki keçi gibi idoller Melet havzası insanının, doğayı kutsallaştırmasının bir yansımasıdır. Sonraki dönemlerde bereketi ve doğurganlığı simgeleyen Ana tanrıça idollerine yerleşim alanlarında sıklıkla rastlanır. Yerleşim alanlarında dini içerikli idollere çok rastlanması Melet havzası insanlarının hayatında dini ritüellerin önemli yer tuttuğunu göstermektedir. Bu dini idollerin ticari bir mamul olarak alınıp satıldığı bir istismar ortamın varlığı noktasında kuvvetli deliller vardır. Bölgenin yüksek tepelerinde tapınak tipi adak kesim alanlarına da rastlanmaktadır. İlk dönemlerde ölülerini evlerinin altına gömen bölge insanları daha sonra ki dönemlerde ölülerini yakarak küp mezarlara koymaya başlamışlardır. Ölüleriyle beraber çeşitli adaklar ve hediyeler sunmuşlardır. Bu durum bize insanlığın binlerce yıl öncesinde öteki alem yani öldükten sonra yaşam inancının varlığını ispatlamaktadır. Ölü gömme inancında yaşanan değişimler ise zaman ilerledikçe dini inanışlarında sürekli değişim yaşandığını göstermektedir.  
 
Bölge yerleşim alanlarının bir birine yakın olması aralarında genetik bir bağ olduğu ihtimalini güçlendirmektedir. Bölge yerleşim alanları arasında dışarıdan gelecek tehditlere karşı ortak bir savunma sistemi kurduklarını düşünmekteyiz. Tepe tarla yerleşim alanında savunmaya yönelik olarak üretilen silahlarda bu durumu destekler niteliktedir. 
 
Melet havzası Helenistik, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Türk Beylikleri dönemlerinde çeşitli medeniyetlerin sınır bölgelerine yakın bir konumda bulunmaktadır.  Bu sebeple savunma amacıyla kaleler inşa edildiği gözlenmektedir. Bu dönemlerde bölgedeki yerleşim alanlarında ve insan nüfusunda önemli oranda azalma görülmektedir. Bunun birçok sebebi olabilir, en önemlileri sınır boylarından gelen dış saldırılar, salgın hastalılar, iklim şartlarında ki değişiklikler olarak sıralanabilir.                                                                          
 
Melet Havzasında onlarca kale kalıntısına rastlanmıştır. Kaleler nehir, çay ırmak, dere gibi akarsuların oluşturdukları derin vadilerde yüksek tepelik alanlara kurulmuştur. Kale çevresinde tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sürdüren çok sayıda yerleşim alanlarının kalıntılarına rastlanmaktadır. Kale içlerinde büyük tahıl ambarları, su sarnıçları ve kayalara oyulmuş merdivenlerle su kenarlarına kadar  inen yapılara rastlanmaktadır. Bu durum bu kalelerin aylarca kuşatma altında kaldıklarının ve ciddi güvenlik kaygılarının olduğu dönemlerin yaşandığını göstermektedir. Bölgedeki bu sınır mücadeleleri Osmanlı İmparatorluğunun bölgeyi tamamen fetih etmesi ve bu bölgenin bir sınır bölgesi olmaktan çıkmasıyla durmuştur. Bu tarihten sonra bölgede hayvancılığa ve tarımsal faaliyetlere dayalı, yirmi ila iki yüz hane arasında değişen küçük köyler oluşmuştur. Günümüzde bu durum bu şekilde devam etmektedir. 
 
Bu proje çalışmamızda Melet havzasında insanlığın ilk zamanlarından günümüze kadar yerleşik hayata geçişini ve bunun insanlık medeniyetine katkılarını incelemiş bulunmaktayız. Projemizde bahsi geçen dönemlerin ve kurulan medeniyetlerin her birinin bir çalışma konusu olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. 
 
Yaptığım çalışmanın İnsanlık tarihinde Sanayi devriminin ortaya çıkmasından ve Büyük Kentlerin kurulmasından çok önceki çağlarda, Anadolu’da yaşanan yerleşme kültürünün aşamalarının iyi anlaşılmasında ve analiz edilmesinde kaynak teşkil etmesini temenni ediyorum.  
 
Saygılarımla.
 
 
Oğuz KARADUMAN
okaraduman5278@hotmail.com
Başa Dön